Dün pencere kenarına bıraktığım bulgurlarla önce martılar karınlarını doyurdu. Sonra kargalar biraz tırtıkladı. Biraz önce de sığırcıklar geldi. İki tane kuş. Biri yemeye başladı önce, diğeri bekledi. Beriki ilerleyip yer açtıkça, öteki de başladı yemeye. Beş dakika birbirlerine saygılı, sakin bulduklarını paylastilar., İnsanlar gibi değil. Hırs yok, açgözlülük yok. Karınları doğunca çekip gittiler. Kuş beyni deriz oysa. O ""kuş beyinleri"" İle nasıl da sakin, mutlu, saygılı, tok!. Ben bunları yazarken serçeler de geldi. Onlar da yiyip gitti. Hepi topu iki kaşık bulgur, kaç tane kuşun karnını doyuran. Hepsine yetti. Hepsine yeterdi. Hepimize yeter aslında. Kuş başta nasıl programlandıysa öyle yaşıyor, bozulmamış hiç. Hiçbisey girmemiş ailesiyle,dostlarıyla arasına.... Umarım ki biz de ilk emir "OKU"nun idrakinde olarak, okuyarak kâinatı, programlandığımız özümüze dönebilmek için ilham buluruz kıyısından köşesinden .